Deri Aksesuarları PDF Yazdır E-posta
Yazar aKosmAn   
Cumartesi, 20 Aralık 2008 17:41
deri aksesuarlar
 
Deri süslemeciliği, Türk el sanatları içinde en eski ve önemli sanat dallarından biridir. Deri malzeme, teknik duygu ve düşüncelerle yoğrularak kültürümüzün özelliklerin yansıtan ürünler ortaya koyması açısından önemlidir. Dini kitaplarda da Adem ve Havva’nın cennetten çıkarken sırtlarında pöstekiler olduğuna dair bilgiler vardır... 
 
Derinin Tarihsel Gelişimi

Dericilik, ilk insanların giyinmek ve barınmak amacıyla deriden yararlanmaya çalışmaları ile başlamış, çeşitli metotların kullanılmasıyla birlikte bir zanaat olarak gelişerek devam etmiştir.

Roma tarihçilerinden Pilinius’a göre, dericiliği ilk bulan Beotyalı Tichus’dur. Diğer bir söylentiye göre ise dericiliğin piri Çin Prensi Sin-Tang’dır. Dericilik, Sümer, Asur, Mısır, Yunan ve Hitit medeniyetlerinde de önemli yer tutar.

Deri Eski Türklerce de kullanılmaktaydı. Sandıklar, hurçlar, kapı perdeleri vb. yapımında ana madde olarak deriden yararlanılırdı. Bu derilerin üzerine boya ile nakışlar ve çeşitli süslemeler yapılırdı. 18.yy’da dericilik Yakın ve Ortadoğu’nun tekelindeydi. Güney Akdeniz ülkelerinde elde elden lüks deriler, Araplar aracılığıyla İspanya’ya, Cenevizliler ve Venedikliler aracılığıyla da Avrupa’ya taşınıyordu. Hatta üretim miktarının çokluğu ihracata bile imkan veriyordu. 17. yy’da sahtiyan imalatı daha çok Diyarbakır, Tokat ve Kıbrıs’ta toplanmıştı. 1973 devrimi sonucu Fransa ekonomisinde beliren güçlükleri yenmek için deri ithalatından vazgeçilmesi ve ülkede üretim imkanları araştırılması düşünüldü. Bunun için Türkiye’den sahtiyan (maraken), güderi (semiz) ve benzeri deri formüllerinin elde edilmesine çalışıldı. V.C. Lamp adında biri 100 İngiliz altını ve bir altın madalya karşılığı bu formülleri Fransa’ya aktarmayı başardı. Fransa’da “Tannrie de France” adlı bir devlet işletmesi kuruldu. Bu kuruluşun kuru sepisi yoluyla elde ettiği köseleler dünyanın her yanında tutuldu.Yüzyılın ikinci yarısında bilim ve teknik işe karıştı. O tarihe kadar yalnız tanen, yağ ve şapla yapılan sepileme, Alman kimyageri Dr. Knapp, Pnhauser ve Dr. Heimerling’in araştırmaları sonucu 1880 yılında kromla yapılamaya başlandı ve derilerin anilin ile boyanması sağlandı. Ayrıca makinede dericilik önemli bir rol oynamaya başladı.

Türkiye’de çağdaş yöntemlerle çalışan ilk deri sanayi, 1812 yılında 2. Mahmud tarafından kurduruldu. Bu iş için Beykoz deresi kenarında Hazma Bey’e ait bir tabakhane satın alındı. Tabakhane, Nizam-ı Cedit ordusuna ait deri ve köseleleri yapacaktı. 1850 yılına kadar Sakız, Sisam, Midilli, Edremit, Ayvalık ve İzmir’de çeşitli deri imalathaneleri kuruldu ve kırmızı kösele yapımına başlandı. Bu köseleler İstanbul’a sürülüyor ve satılıyordu. İlk özel deri fabrikasını Hacı Akif Efendi Yedikule’de kurdu. Bunu diğerleri takip etti. Daha sonra İzmir, Adana, Eskişehir ve Elazığ’da kurulan modern deri fabrikaları ülke ihtiyacının büyük kısmını karşıladı.

Derinin güzel sanatlardaki yeri oldukça eskidir. Zira çok eski çağlardan beri, mobilyaları süslemede kullanılırdı. Yunanlılar ve Romalılar mabed kapıları için deriden perde yaparlardı. Türkler hurç, sandık veya kapı perdelerini süsleyerek deri sanatının en güzel örneklerini vermişlerdir. Ortaçağ’da Avrupa’da prenslerin şatolarında da deri perdelere rastlanırdı. Ayrıca üzerlerine altın sırma ile zambak şekilleri işlenen deri perdeler ve işlemeli deri halılar da bu çağda görülen güzel sanat eserleri arasına girer. Türkler, Araplar, İspanyollar ve Venedikliler kızgın sivri demirle deri üzerinde resimler ve bezemeler işlerler, derinin yüzünü boyar ve yaldızlarlardı. 16.yy ve 17. yy’dan kalma bu yöntemle yapılmış çekmece ve sandıklar vardır. Günümüzde bu işlem daha tekamül aletlerle yapılır ve pirogravür adını alır.

Avrupa’da kabartmalı derilerin kitap cildi olarak kullanılması 16.yy’dan bu yanadır. Türkler daha eski çağlardan beri bu tür cildi uygulamaktaydılar. Kabartmalı, yaldızlı, mineli, boyalar ve hatta mozaikli cilt kapaklarına rastlanır. Araplar aracılığı ile İspanya’ya giren deri işleri, özellikle Kurtuba şehrinde gelişme gösterdi. Buradan Flamanlara geçti ve bütün Avrupa’ya yayıldı. Flemenkler de deri işlerinde oldukça ileriydiler; sandalyelere yaldızlı ve kabartmalı deriler, kaplam biçimini bunlar buldular. 1702’de Stoncrad, bezden kabartma deri taklitleri yaptı. Sandalyeleri de bununla kapladı. Ayrıca Incruta Walton denilen kabartma deri taklidi duvar kağıtları kullanılmaya başlandı.

Deride Kullanılan Motiflerin Tarihsel Gelişimi

Türk deri işlerinde yüzyıllar boyunca değişik süsleme motifleri kullanılmıştır. XII.yy’da bilhassa Selçuklu deri eserleri üzerinde kullanılan süsleme motifleri, arabesk ve Selçuk geçmesinden ibarettir. XV.yy’dan itibaren bilhassa İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra stilize edilmiş üç yapraklı yonca, rumi, nilüfer, ıtır yaprağı, bulut, gül, tepecik, pens, hatai, ortabağ, tığ gibi motifler kullanılmıştır. XVI.yy’da bunlara karanfil, lale, gül çiçekleri buket hainde katılmıştır. XVII.yy’da süsleme motiflerinde bir değişiklik görülmekte, fakat işçilikte bir gerilik göze çarpmaktadır.

XVIII. yy’da ise deri işçiliğinde klasik yol devam etmekle beraber, daha basit ve kolay olan altın yaldız sürülmüş deri üzerine demirle tazyik yaparak dekore etmek usulü revaş bulmaya başlamış ve Avrupa etkisiyle rokoko süslemeciliği klasik motiflerin yerini almıştır. XX. yüzyılın birinci çeyreğine kadar sanat değeri taşına bazı kıymetli parçalar yapılmış olmakla beraber gerileme durmamıştır.
 
Kullanılan Malzemeler
Kullanılan malzemeler; pense, biz, sürfile makası, masat, makas, mermer taş, kesim lastiği, deri bıçağı, maket bıçağı, traş bıçağı... 
 
Yapım Teknikleri
Aplike tekniğinde kalın deriler, bezemede kullanılan aplike tekniğinde motifler, zeminden farklı bir renkte kesilerek kenarları dikilir, birleşim yerlerinin belli olmaması için de gümüş ipliklerle dikilerek kenarları gizlenir.